17 Haziran 2017 Cumartesi

SULTAN MELİK ŞAH (Cesedi çürümeyen şehit)




Fotoğrafta görüldüğü üzere mübareğin cesedi çürümemiş.

SULTAN MELİK ŞAH (Cesedi çürümeyen şehit)
Erzincan-Kemah'da, Kemah'ın girişinde,Fırat nehrinin kıyısında Sultan Melik türbesi vardır. Halk arasında ''Melik Sultan'' yada kulaktan dolma olarak ''Sultan Melek'' olarak da bilinir. Tarihe baktığımızda Sultan Melik'in Selçuklu hükümdarı Melik Şah olduğunu görüyoruz.
Türbenin dikkat çeken bir özelliği tek bir inanç mensuplarınca ziyaret ediliyor olmayışı. Bölgedeki Alevilerin ve Sünnilerin ziyaret ettikleri ortak mekanlardan biri.
Bu türbede kurban kesen Aleviler ve Sünniler var.Ayrıca bazı gafil vatandaşlarımız türbenin üst tarafında dilek mumu yakmaktalar.Buda açıkça şirktir.    

24 Ocak 2015 Cumartesi

Mustafa Kencur İsimli Müslüman Cin İle Röportaj



Mustafa Kencur İsimli Müslüman Cin İle Röportaj


YA DA MÜSLÜMAN BİR CİNLE YAPILAN SOHBET 


Hindistan'ın Bombay şehrinde yaşayan, Hıristiyanken Müslüman olmuş bir cin. Yani Müslümanlıkla şereflendi. İsmi Mustafa Kencur'dur. Soyadı dedesindendir. Dedesi Müslüman değildir. Kencur kabilesindendir. Müslüman olmadan önceki ismi Raslan Samir Kencurdur. Gençlik çağlarındadır yani yaşı 180 dir.

Mustafa'nın anlattığına göre, Mustafa'nın müslüman olmasından sonra onbini geçkin cin Müslüman olmuştur. Şimdi Mustafa onların lideridir ve hepsi sevgi, SAYGI ve hürmet etmektedir. 

...
Haberin tamamı: Maranki.com dadır. Link: http://maranki.com/tr-TR/haberler/1351/mustafa-kencur-isimli-musluman-cin-ile-roportaj

....
Özetle Mustafanın sorulara verdiği Cevapları sizinle paylaşmak istiyoruz. Sorularımız cinlerin ne şekilde oldukları ve onlar hakkında merak edilenlerdir. (Bir kısmını yayınlıyoruz)

....
Soru: Mustafa Kencur, insanlar sizin hakkinızda ne düşünüyor, bunları farkediyor veya anlıyor musunuz!


Cevap: insanlar bizim Hakkımızda genellikle ya eksik ya da yanlış düşünüyorlar, ya da bizi ayırdedemiyorlar. En başta insanların bizi yanlış anlaması bizleri ziyadesiyle üzüyor. Özellikle de Müslüman Olanları.... Muhakkak insanların çoğu cinlerin çirkin şeyler olduğunu düşünüyor. Bizim kuyruğumuz olduğunu kulaklarımızın Şekil Şekil olduğunu da Söylüyorlar...


Şunu bilmiyorlar ki, içimizde şeytan dediğimiz ve Aslı cin olan bazı cinler var ki onların Görüntüsü kötüdür. Biz Müslüman cinlerin Görüntüsü Güzeldir. 


Soru: Allah c.c. Sizi nasıl bir surette yarattı?


Cevap: Allah c.c. Bizi yarattığı Şekil insanlara bir hayli benzemektedir. Fakat bazı ayrıntılar dışında bizim baş kısmımız insanlara nazaran büyüktür. Gözlerimizde iricedir biraz uzundur, göz şeklimiz Çinlilere veya Japonların göz Şekli gibi çekiktir.


Soru: Gözleriniz kırmızı ya da kançanağı gibi de denilmektedir?


Cevap: Insanlarında gözleri çeşitli renklerdedir. Aynı zamanda bizim gözlerimizin hepsi de kırmızı değildir. Insanlar gibi çok değişik göz renklerine sahibiz. Bazılarımızın mavi, bazılarınızın yeşil, bazılarımızın göz bebekleri tam yuvarlak olmayıp elips şeklindedir olmaktadır. Kulaklarımız at ya da kedi kulağına benzer. Kıllarla kaplıdır. Bu yüzden biz bir şekile girmek istediğimizde genelde kedi, at veya Aslan'ı tercih ederiz. Burnumuzda yüzümüzün ortasındadır. Fakat insan burnuna göre oldukça yuvarlaktır. Müslüman cinlerden bazıları sakal ve bıyık bırakırlar. Kafir cinler ise bu yüzümüzü görünce Harabolmuş bir yüz derler. Bizim saçlarımız olduğundan sıktır. Bazılarımızın ise Saçları az da olsa seyrektir, seyrelebilir, bir miktar dökülür. Hanım olanların ise saçları çok uzundur. Uzun saç bayan cinler için gurur simgesidir. Bazılarının Saçları yerlere değer. Ellerimiz ve ayaklarımız ise insanlara göre uzundur. Hem kollarımız hem ayaklarımız geniştir ve kıllarla kaplıdır. Bizimde insanlar gibi et-kemik dokumuz vardır ama sizin hayal edemeyeceğiniz bir yapıda ve yumuşaklıktadır. Ayrı bir Form ve enerji yapısına da sahiptir. Enerji özümüzdür. Diğer organlarımız ise size göre küçüktür. Mesela sindirim organlarımız yediklerimizi hazmeder ve sizin gibi anüsten Dışarıya boşaltım yapar. Fakat bizim dışkımız sizinki gibi sert olmayıp sert bir buhar gibidir. Küçük abdestimizde sert bir buhar gibidir. Ancak kolayca akar. Bazı şeytan cinler sabaha karşı insanların kulağına, gözüne v.s. İşemekten zevk duyar.


Sizin bilmediğiniz ve farklarımızdan birisi de bizim Başımızda iki boynuzumuz vardır. Lakin bunlar çok küçük, narin ve şeffaftır. Asla uzun değildir. Ama iblis soyundan gelen cinlerin boynuzları hayli uzun hem de kalındır. Genellikle Tenimizin rengi esmer olup hafifçe tüylerle kaplıdır çoğunlukla. Bazılarımızın ten rengi mavi veya kırmızıdır. Elbise giyme alışkanlığımızda vardır. Bizler genelde siyah rengi seçeriz ve de severiz. Bazılarımız beyaz ve maviyi severler. Bizler ayakkabıda giyeriz ama bir farkla.... Şeytan soylu olan cinler sol ayağına bir ayakkabı giyer sağ ayağına giymezler. Müslüman cinler iki Ayağında ayakkabı giyerler. Ayakkabılarımız papirüs yaprağındandır. Yani sizinde bildiği papirüs ağaçlarından ama bizde incelik arzeder fakat sizler göremezsiniz!...


Soru: Cinlerin resim, fotoğraf, ikon gibi hususlara ilgisi var mı?


Cevap: Evet var. Özelliklere, Evinizdeki, işyerinizdeki, Şehrinizdeki vesair resimlere dikkat ediniz. Bu dünyada sadece insanlar yaşamıyor. Dünya ortak mülkümüz. Edebden düzgün olmasına Önem veriniz. Mesela İnternet'e koyduğunuz resimlerinize dikkat ediniz. Çünkü internet cinlerede Açıktır ve bakıyorlar. İnsanları ve cinleri, Şeytanları cezbetmeyin. Bu bir vebaldir. Kendisiyle ilgi çok fotoğraf paylaşanların daha dikkat etmesi hususunu özellikle belirtirim.


Soru: Cinler nerelerde yaşarlar?


Cevap: Müslüman cinler köy ve dağlarda, müşrik cinler dağ ve denizler arasında yaşıyor. Müslümanlara ait evlerin tavanlarında Müslüman cinler bulunabilir, sofralar kurulduğunda cinler insanlarla yemek yiyebilir ve cinler en çok yemek olarak otlarıda kullanabilir, cinlerin en çok otluk, çöplük ve mezbelelik gibi pis yerlerde bulunup, kemik ve tezek ile beslendiklerini kabul edebiliriz, evler de bırakılan çöplerin önlerin toplantı yerleridir. Bazı İslam bilginleri üçüncü varlık türü olarak kabul ederler. 


Soru: Cinlerinde liderleri veya padişahları var mı?


Cevap: Evet var. 

Yedi olarak söyleyebiliriz. Bunlar günlere göre yönetirler.
Pazartesi günü, Abdullah el-Hiyem ibni Ehlim Mürre'dir (Müreh). Tacı vardır. Çadırı yündendir ve yardımcılarının giyimi beyazdır. Müslüman olup adını Yusuf olarak değiştirmiştir. Mekanı Mardin'in Musaybin ilçesi olup oranın sakini ve kralıdır. 150 cm boyunda olup elleri, olduğundan daha uzun bir görüntüye sahiptir. İki hizmetkârı da kendisine benzer. Şimşek hızına sahiptir. Bu cin, Hz. Muhammed'in elleri arasında bu dini kabul eden cin padişahıdır.


Salı günü, Mihrez el-Ahmer'dir. Tacı, altındır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, kırmızıdır. İblis'in çocuklarından biridir. Kırmızı renkte ve insan görünümündedir. İnsanlara tasallut ettiğinde (musallat olduğunda) burunlarından kan akıtır. Kuyuları kurutur. Ateşten yatanların çoğuna halisünasyon gösterme yeteneğine sahiptir.


Çarşamba günü, Burkan'dır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, sarıdır


Perşembe günü, Şemharuş'tır (Şemhurış). Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, beyazdır. Çok bilge bir görüntüye sahiptir. Görüntü itibariyle insana çok benzer. Görevi; altın, hazine vs. işlere hakimlik yapmak ve bu işleri yönetmektir.


Cuma günü Ebyab (Ebyed) ya da Zevba'dır (Zubea). Bunun iki adı vardır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi yeşildir. Ay'ın etkisindeki cin padişahıdır. Her yanı beyazdır ve ürkütücü bir şekli vardır. Soğukkanlı bir görünümdedir. Bilgin ve akıllı cin liderlerinden biridir. Emrinde onlarca cin hizmetkârı bulunur. Aşk ve iki şahsı birleştirme gücüne sahiptir. Görüntü olarak ihtişamlı bir kral görümündedir. Davetlere hemen hemen hiç cevap vermez.


Cumartesi günü,.Meymun Ebu Nuh'tur. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, siyahtır. Uranüs'ün yeryüzü cini de diyebiliriz. Görünüm olarak yaşlıdır ve elinde bir asa ile dolaşır. Çenesinde yedi kıl vardır. Genelde kuyu kenarları ve harabe yerlerde dolaşır. Uçma özelliğine de sahiptir. Babasının adı, Deybac Afif'tir.


Pazar günü, Ebu Abdullah Müzheb'dir. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi beyazdır


Bu 7 padişahların emrinde toplam 378 kabile vardır. Her bir padişaha 54 kabile düşüyor ve bu kabilelerin sayısını yanız Allah-u Teâlâ bilir. Bu padişahların hükmüne girmeyen 42 kabile daha vardır. Bunlar şeytânî ve azgın cinlerdir. Taçı altın olan Mihrez el-Ahmer, bütün kabilelere hükmedebilir.


Diğer cin Padişahları ve Yöneticileri İse;


Denaheş: Gezici cinlerdendir. Tayfasındaki cinler, hayal gösterme (halisünasyon) ve insanların aklını çelme (vesvese) gücüne sahiptirler. Hayallerde uzman olduğundan gerçek yüzünü gören hiç olmamıştır.


Fekacin Meğmet: Davetlerde en hızlı cinlerden biridir. Hemen hemen tüm Arapça kitaplarda ondan bahsedilir.


Kemtemin: En korkunç cin krallarından biridir.Davetlerde genellikle korkunç bir yüze sahiptir.


Mazerin: Arap Yarımadası'ndaki dört büyük cin kralından biridir. Savaşçı bir görüntüsü vardır. Güçlü bir ordusu vardır ve bu kralı, bir tabutu taşır gibi tahtını omuzlayan hizmetkârlarıyla davetlere katılır.


Se'nik: Çok güçlü bir cin kralıdır. İfritlerden oluşan bir ordusu vardır. Diktatör bir yapıya sahip olduğu gibi, kontrol edilmesi zor bir cindir. Mekanı, Arap ülkesindeki yarımadalardır. Tahtına oturmuş, soğul ve orta yaşlardaki bir insan görümündedir.


Teykel: Arap yarımadasının en büyü dört cin padişahından biridir. Çok güçlü bir cin ordusuna sahiptir. Emrinin altında dağlar kadar cin vardır. Bu cin, okült sıralamadaki 4 kaba elementten meydana gelme olup, çıplak gözle az da olsa yoğunlaşıp kişilere görülebilir.


Soru: Cin ve onların yardımıyla olan büyüden korunmak mümkün mü?


Cevap: Evet mümkün olabilir. 


Cinler de insanlar gibi Allah'ın emirlerinden ve yasaklarından sorumlu varlıklardır ve birbirlerine yaptıkları zulüm ve haksızlıklarla, insanlara yaptıkları kötülüklerin, verdikleri zararların cezasını çekerler.


Kendisine sığınan ve emirlerine itaat eden kişiyi Allah asla yardım ve yardımcısız bırakmaz. Bunun, yani ilahi himayenin, hangi şartlarda gerçekleşeceğini ise, aslında vicdanen hepimiz bilmekle beraber, aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır.
İman ve İtaatle Allah'a ve Rasulüne Yakınlık Kurma
Dua ile Allaha Sığınma
Makbul Kişilerin Dualarını İstemek
İşin Ehline Gitmek
Bir kimse Sure-i Bakara'da şu ayeti okursa "Allah-ü la ilahe illahu..", sabah okursa akşama kadar, akşam okursa sabaha kadar cinlerin şerrinden korunur. Ve evinde Bakara Suresini okuyan bir kişinin evine asla cin ve şeytan giremez.

Bu hususta yapılacak en iyi şey daha önce de kısmen değindiğimiz gibi, dua ve evrad'ü ezkar ile Allah'a sığınıp, şerlerinden ve yapabilecekleri kötülüklerden korunmak kalıyor. Bunun da bir tek yolu var. Dua ve Münacat. İnsan günlük hayatında abdestli bulunması halinde, kısmen korunacağı gibi, buna namazı ve diğer duaları da ilave ederse, korunma konusunda kendini biraz daha sağlama almış olacaktır.


Soru: Korunmak için ne gibi dualar edebiliriz?


Cevap: 21 Besmele

1 - Yasin 
11 - Ayetel Kursi 3-7-11-21 
11 - Fatiha 
11 - İhlâs 
11 - Kafirun 
11 - Nas 
7 - Huvallahüllezi (Haşir Suresi 22-23-24) 
7 - Cin Suresi (1 den 6 ya kadar ayetler) 
7 - Saffat (1 den 10 a kadar ayetler) 
7 - Bakara (163-164) 
7 - Rahman (31-35)
100 - Selamun kavlen min rabbirrahim 
100 - Lâ havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim



Bu ayetler bir tas suya okunsun. Okunan sulardan ailecek içilsin. Okunan sulardan abdest alınsın (sık sık) Evin içine hafifçe serpilsin......


Not: Devamını görmek isteyenler mesaj YAZMALILAR. En az 200 mesaj gelirse röportajın devamı gelecektir.


http://maranki.com/tr-TR/haberler/1351/mustafa-kencur-isimli-musluman-cin-ile-roportaj


2 Eylül 2013 Pazartesi

ÇEÇENİSTAN'DA CİN HASTANESİ



ÇEÇENİSTAN'DA CİN HASTANESİ


Eşi benzeri olmayan Çeçenistan'daki dünyanın ilk ve tek 'Cin Hastanesi', kapılarını ilk kez Türk medyasına açtı.

Eşi benzeri olmayan Çeçenistan'daki dünyanın ilk ve tek "Cin Hastanesi", kapılarını ilk kez Türk medyasına açtı....
Çeçenistan'ın Grozni kentinde hizmet veren "İslami Tedavi Merkezi" diğer adıyla Cin Hastanesi, akıllara durgunluk veriyor. Bu hastanede cin çarpanlar tedavi ediliyor.

Çeçenistan'daki merkeze giren Habertürk ekibi hastaneyi görüntüledi ve izlenimlerini şöyle aktardılar:
Hastane girişinin iki yanındaki tabelalardan birinde "Şifasız hiçbir hastalık yaratılmamıştır", diğerinde ise "İndirdiğimiz Kuran, Müslümanlar için şifadır" ayetleri yazıyor. İçeriye girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmamızı istiyorlar. Yalınayak girdiğimiz merkezdeki sessizlik dikkatimizi çekiyor ama az sonra bu sessizlik yerini korkutucu çığlık seslerine bırakıyor.
 
Cin Hastanesi, 3 yıl önce Cumhurbaşkanı Ramzan Kadirov'un talimatıyla kurulmuş. Uzmanlar batıl inançlara sahip halkın, cinci, büyücü gibi insanlara gittiğini, üstüne para verip büyülerle, tılsımlarla kandırılıp sömürüldüklerini söyleyince Cumhurbaşkanı Kadirov da "Kuran da cinlerin varlığını ve insanlara etkisini kabul etmektedir. Madem halk bu tür tedaviye bir ihtiyaç duyuyor, öyle ise bu işi kalpazanların, cahillerin eline bırakmayalım. Bu tür hastaları dine uygun biçimde tedavi etmek üzere ruhani bir hastane açalım" diyerek merkezin açılmasını sağlamış. Hastaneye gelenler ücretsiz tedavi ediliyor. Merkezin tüm masrafları Kadirov'un babası eski Cumhurbaşkanı Ahmet Hacı Kadirov Vakfı bütçesinden karşılanıyor. Binanın zemin katında bizi Mayir Beki karşılıyor. İlahiyat mezunu Mayir, görevini 'dini usule göre tedavi uzmanı' olarak tanımlıyor ve bizi hastaların ilk kabul noktası olan odaya alıyor.
 
KURAN DİNLETİP TEST YAPIYORLAR
 
Merkeze ilk gelen hastalara önce burada bir test yapıyorlar. Cin çarpan ya da herhangi bir rahatsızlığı olanların yanı sıra herhangi bir sıkıntısı olmayan kişiler de kendilerini kontrol ettirmek için geliyorlar. Yapılan testle kimi cin çarpıp çarpmadığını anlıyorlar. Test için başvuran kişileri sandalyelere oturtup gözlerini kapatmalarını istiyorlar. Daha sonra bant kaydından Kuran-ı Kerim dinletiyorlar. 20 dakika boyunca bu kaydı dinleyen kişilerin ne hissettikleri soruluyor. Verilen cevaplarla o kişiye cin mi çarpmış, büyü mü yapılmış yoksa psikolojik sorunları mı var anlamalarını sağlıyor.
 
 
GÖZ KAPAKLARI TİTRİYORSA KESİN CİN ÇARPMIŞTIR
 
Cin çarpıp çarpmadığı şöyle anlaşılıyor:
Eğer gözleri kapalı bir şekilde Kuran dinlerken, göz kapakları titriyor, göz bebekleri sağa sola hareket ediyor, ağlıyor, vücudu sarsılıyorsa, bayılıyorsa ya da bazen "Okumayın" diye bağırıyorsa işte o zaman bu belirtileri gösteren kişiye 'Cin çarpmıştır' teşhisi konuluyor. Eğer Kuran dinleyen kişi vücudunda ısınma, özellikle baş bölgesinde hissedilir derecede ısınma olduğunu, ellerinde ve vücudunun herhangi bir yerinde uyuşma, rahatsızlık ve ağlama hissi olduğunu söylüyorsa işte o zaman o kişiye "Büyü" yapıldığına hükmediliyor.



CİN HASTANESİ

 
 
 
 
 
 

23 Aralık 2012 Pazar

Ateşin peşine düştüğü aile






Ateşin peşine düştüğü aile

 

Siirt'te evlerinde 4 ayda 300 defa yangın çıkan Toprak ailesi, 4 kez ev değiştirdi ancak yangınlar sona ermedi. Ailenin kullandığı eşyalar, bilinmeyen bir nedenle yanıyor.


Siirt'te 4 kez ev değiştirmelerine rağmen Toprak ailesinin kullandığı eşyalar, bilinmeyen bir nedenle yanıyor. Ailenin evlerinde 4 ayda 300 defa yangın çıktı. Vali, 'Gerçekten fizik ötesi bir olay' derken, müftü cinleri işaret etti.

Vali Aydın, 'Gerçekten fizik ötesi bir olay, anlam veremedik. İzah edemediğimiz bir nokta var' derken, Müftü Arvas yaşananlarda cinlerin parmağı olabileceğini belirtiyor.
Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu.

Siirt'in Evren Mahallesi'nde ikamet eden Toprak ailesinin yaşadığı ve görenleri adeta dehşete düşüren olay nedeniyle başta valilik olmak üzere, Siirt Üniversitesi ve İl Müftülüğü de harekete geçti.



'ARTIK KİMSE BİZE EV VERMEK İSTEMİYOR'

Evin sahibi Zeki Toprak, ramazan ayının son 10 gününde evlerindeki eşyaların yanmaya başladığını belirtti. O günden sonra kullandıkları eşyaların sürekli yandığını anlatan Toprak, şunları söyledi:
"Bu olay nedeniyle evimi Cizre'ye götürdüm. Eşyalarımız orada da yandı. Irak 'tan hoca getirdim ancak bir yararı olmadı. Tekrar Siirt'e geri geldik. Burada başka bir eve taşındık. Orada da eşyalarımız yandı. Başka bir eve taşındık, orada da yandı. Bu güne kadar 4 ev değiştirdik. Artık kimse bize ev vermek istemiyor. Şimdi babamın evine sığındık. Buzdolabının içi yanıyor, eşyalarımız yanıyor. Bu güne kadar evimizde 300'den fazla yangın çıktı. Bunlardan dördünü itfaiyenin yardımıyla söndürdük. Bizim olduğumuz vakitte eşyalar yanmıyor. Ancak çıktığımız an eşyalar yanmaya başlıyor. Psikolojimiz bozuldu. Her gün dua ediyoruz."


SINIFTA EŞYALARI YANDI

Öte yandan ailenin 5. sınıfta okuyan kızları Melek'in kullandığı eşyaların da sınıfta yandığı ileri sürüldü. Melek'in şimdiye kadar montu, kitapları ve oturduğu sıranın örtüsü henüz belirlenemeyen bir nedenle tutuştu.

Yaşananlar karşısında çok korktuğunu belirten Melek, "Ben akşam montumu eve götürdüm. Sabah annem 'Montun nerede?' diye sordu. Aradım bulamadım. Okula geldim, arkadaşlarım bana 'montun burada yanmış' dedi. Okulda kitaplarımı masanın altına koyuyorum bir süre sonra yanarken buluyorum" dedi.
Sınıf öğretmeni Erhan Yıldız da, sınıftaki olaylar nedeniyle öğrencilerin psikolojisinin bozulduğunu anlattı. Yaşananlara anlam veremediklerini kaydeden Yıldız, şöyle dedi:
"Bu olay ilk meydana geldiğinde çocuklar sınıfta yangın çıktığını söylediler. Sınıfta çocuklardan biri yaramazlık yapmıştır diye düşündüm. Olay ile ilgili sınıfta genel bir arama yaptık. Fakat sınıfta çocuklar üzerinde herhangi bir yakıcı madde bulunmadı. Daha önce evlerinde benzer şeyler olduğu söylenmişti ama hurafe gibi gelmişti, inanmamıştık. Melek'in velisini çağırdık, görüştük. Velisi evlerinde günde bu olayın 3-4 defa tekrarlandığını söyledi. Okulda da 4-5 defadır yangın çıkıyor."


"İZAH EDEMEDİĞİMİZ BİR NOKTA VAR"

Vali Ahmet Aydın, ailenin durumunu öğrendikten sonra kendilerini hocalarla birlikte ziyaret ettiğini söyledi. Ailenin derdine deva olmaya çalıştıklarını ifade eden Vali Aydın, şöyle konuştu:
"Aileyi ben de ziyaret ettim. İlk önce inanamadım aniden ateş yanıyor, yan tarafta öbür tarafta yangın oluyor. Evine gittiğimde baktığımda bir sürü battaniye ve yatakların yandığını gördüm. Gerçekten fizik ötesi bir olay, anlam veremedik. İzah edemediğimiz bir nokta var. Evde tüp ve ateş yakamadıkları için aileye günde 3 öğün sıcak yemek vermeye başladık. Bu yangın devamlı oluyor. Çocuk okula gidiyor, okul yanıyor. Sınıftaki sırası askıya astığı montu yanıyor. Bu noktada biz de uğraşıyoruz, inşallah dertlerine deva buluruz."

Siirt Üniversitesi (SÜ) Rektörü Prof. Dr. Murat Erman da olayın çok yönlü araştırılması gerektiğini belirterek, "Bir vatandaşımızın evinde 300'ün üzerinde yangın veya yanma hadisesi meydana geldiğinden haberdarız. Bu olayın çok yönlü olarak araştırılması gerekmektedir. Arkadaşlarımız bu konu ile ilgili çeşitli bilim dallarından akademisyenleri görevlendirmek suretiyle konunun bilimsel yönünü araştırmak üzere harekete geçmiş bulunmaktadırlar" dedi.


MÜFTÜ: CİNLER OLABİLİR

Müftü Faruk Arvas ise kendilerine de intikal eden olayın mahiyetini tam olarak bilmediklerini kaydederek, şöyle dedi:

"Ben aileye şunu ifade ettim. İnancımıza göre, cin diye bir varlığın olduğundan haberdarız. Zariyat Suresi 56'ıncı ayeti kerimede 'Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk yapsınlar diye yarattım' denilmektedir. Ayrıca Cin Suresi'nde başlı başına Allah'u teala hazretleri cinlerin varlığından bahsetmektedir. Yine Felak Suresi'nde, 'Yarattığının şerrinden sana sığınırım' yani demek ki bu cin dediğimiz varlıkların bir kısmının iyi varlıklar olduğunu aynı zamanda onların kötülerinin de olabileceğini öğrenmekteyiz. Etrafına fayda sağlayan olduğu gibi zarar verenin de olduğunu görmekteyiz. Bu hadiseyi gerçekleştirenler onlar mı değil mi bilemeyiz ancak bunun onlar tarafından yapılmış olabileceğini aileye aktardım."

Öte yandan aile fertlerinin cep telefonuyla evden görüntü aldığı sırada halı ve evin bir kısmının kendiliğinden alev aldığı görülüyor.



http://www.haberkita.com/yasam/atesin-pesine-dustugu-aile-h26254.html