15 Eylül 2018 Cumartesi

‘Ben şeytanım’ deyip 2 kişiyi öldürdü


‘Ben şeytanım’ deyip 2 kişiyi öldürdü.

Başkent’te durakta otobüs bekleyen vatandaşlara “Siz Müslüman mısınız?” diye soran bir kişi, “Müslümanız” cevabını alınca “Ben de şeytanım” diyerek 4 kişiye ekmek bıçağıyla saldırdı.
Saldırıda 2 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi yaralandı.
Olay, Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 7 Eylül Cuma sabahı meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, sabah saatlerinde işe gitmek için otobüs durağında bekleyen vatandaşlar, Hakkı Ç. isimli şahsın bıçaklı saldırısına uğradı. Duraktaki vatandaşlar sağa sola kaçışırken, Mert K., Hayrullah A. ve ismi belirlenemeyen 2 kişi bıçak darbeleriyle yaralandı. Hakkı Ç., yere yığılan Mert K. ve Hayrullah A.’yı bıçaklamaya devam etti. Çevredeki vatandaşlar durumu hemen polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine intikal eden sağlık ekipleri, ağır yaralanan Hayrullah A. ile ismi belirlenmeyen 2 kişiyi hastaneye kaldırırken, Mert K.’nın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
Hastaneye kaldırılan Hayrullah A.’nın ise yolda tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi. Polis ekipleri, saldırganı etkisiz hale getirerek gözaltına aldı. Daha sonra olayın yaşandığı yerde çevre güvenliği alan polis, durumu Olay Yeri İnceleme Birimi’ne bildirdi. İnceleme ekipleri, olayda kullanılan bıçakla birlikte tüm delilleri titizlikle muhafaza altına alarak durumu savcıya bildirdi. Savcının olay yerinde yaptığı incelemelerin ardından Mert K.’nın cansız bedeni Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Gözaltına alınan saldırgan Hakkı Ç., emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakkı Ç. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olayın görgü tanıklarından esnaf Alim Köse, “Oraya gittiğimde ölü ve yaralılar vardı. Orada kanları görünce bir an korktum. Olayı arkadaştan öğrendim. Otobüs durağında bekleyenlere bıçakla rastgele saldırmış. Saldırgan ‘Sen Müslüman mısın?’ diye sormuş. Onlar da ‘Müslümanım’ deyince saldırmış. Orada bir kovalamaca yaşanmış. Yakaladığı kişilere bıçağı vurmuş. Biri kulübenin orada ölmüş. Saldırgan o kişiyi boynundan bıçaklayarak öldürmüş. Onu öldürdükten sonra diğerinin peşinden koşmaya başlamış. Lambaların orada diğer çocuğu tutup bıçaklayarak öldürüyor. Ondan sonra polis geldi ve şahsı etkisiz hale getirdi.
Olay yerinde kelepçeleyip gözaltına aldılar” ifadelerini kullandı.
Ölen Mert K’nın dayısı Eyüp Güneş, “Olayı ilk öğrendiğimizde farklı farklı şeyler söylendi. Daha sonra net olarak öğrendik ki birbirini hiç tanımayan 5 kişi otobüs durağında bekliyormuş. O sırada bir kişi yanlarına yaklaşmış ve ‘Sen Müslüman mısın?’ diye sormuş. ‘Müslümanım’ cevabını alınca, ‘Ben şeytanım’ demiş ve oradaki insanlara saldırmış. Birbirini hiç tanımayan 4 kişiyi bıçak darbeleriyle yaralamış. Yeğenimiz de olay yerinde vefat etti. Diğer arkadaşın da hastaneye giderken yolda öldüğünü öğrendik” şeklinde konuştu.
Dayı Güneş, “O şahıs böyle bir katliam yaptı ve bizleri yaktı. Bu olay bizi çok düşündürdü. Yurt dışında meydana gelen terör olayları gibi mi diye düşündük. Adalete güveniyoruz. Biz iki yıl önce kuzenini şehit verdik. İnşallah bu saldırgan gerekli cezayı alacaktır” diye konuştu.
Baba Erkan K. ise, “Saldırganın kanunlar çerçevesinde gerekli cezayı almasını istiyoruz” dedi.
Polisin olayla ilgili incelemeleri devam ediyor.
https://www.dunyavegercekler.com/haber/dehset-ben-seytanim-deyip-2-kisiyi-oldurdu.html

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Öldükten 3 Yıl Sonra Mezardan Çıkan Adam

Öldükten 3 Yıl Sonra Mezardan Çıkan Adam 





Yaşayan ölü: Mustafa Yılmaz

Balıkesir haber: Balıkesir'in Bigadiç ilçesine bağlı Adalı köyünde yaşayan Mustafa Yılmaz'ın (64) hikayesi duyanları şaşırtıyor. 1979 yılında ölü olarak kayıtlara geçen ve Bigadiç'e defnedilen Yılmaz'ın, 3-4 yıl sonra yaşadığı köye tekrar döndüğü iddia ediliyor. Köylüler için 'yaşayan ölü' olan Mustafa Yılmaz'a şimdi nüfus kağıdı çıkartılıyor.
Balıkesir'in Bigadiç ilçesine bağlı Adalı köyünde 'meczup' olarak anılan ve 38 yıl önce öldüğü iddia edilen Mustafa Yılmaz yeniden kimlik sahibi oluyor. 15 yıl boyunca ona evinde bakan ve çiftçilik yapan 69 yaşındaki İbrahim Dede, Yılmaz'a devletin el uzatması için durumu Bigadiç Kaymakamlığı'na anlattı. Harekete geçen Bigadiç Kaymakamlığı nüfus verilerinden elde ettikleri bilgilerle Mustafa Yılmaz'ın 20.02.1979 tarihinde öldüğünü tespit etti. Kaymakamlık çalışanlarının da şaşkınlık yaşadığı olay sonrası Mustafa Yılmaz'a kimlik çıkartılması için resmi yazışmalar yapıldı.

Bigadiç Kaymakamlığı'nda görevli memur Yakup Şahin, kendilerine ulaşan konuyla ilgili işlemleri Kaymakam Altuğ Çağlar'ın talimatı ile hemen başlattıklarını ifade ederek, 'Bigadiç Adalı Mahallesi'nde yaşayan İbrahim Dede amcamız Kaymakamlığımıza 38 yıl önce vefat etmiş fakat halen yaşayan bir amcaya baktığını söyleyerek Bigadiç Kaymakamlığı'na getirdi. Beyanları doğrultusunda ilçe nüfus müdürlüğümüzle irtibata geçerek kendisinin aile kütüğünde 1979 yılında ölü olduğunu öğrendik. Daha sonra Kaymakam beyin talimatı doğrultusunda kendisine nüfus cüzdanı çıkarabilmek için işlemlere başladık. Bigadiç Cumhuriyet Savcılığı ile irtibata geçtik ve vatandaşımızın doğum yerinin Sındırgı Devletlibaba Mahallesi olduğundan dolayı yetkinin Sındırgı'nın Başsavcılığında olduğunu öğrendik. Ve Sındırgı'ya giderek gerekli işlemleri başlattık' dedi.
Amaçlarının bir an önce Mustafa Yılmaz'a kimlik kazandırmak olduğunu söyleyen Şahin, 'Bu amcamız hayatını kendi başına idame ettirememekte. Sağ olsun İbrahim amcamız da hiçbir karşılık beklemeden kendisine bakmış. Biz de buna nüfus cüzdanı çıkarabilirsek bu bizim için en büyük kazanç ve mutluluk olacaktır. Kendisine yaşlılık maaşı bağlamayı ve bakım parası vermeyi de gerçekleştireceğiz' dedi.

Konuşmada zorluk çeken Mustafa Yılmaz ise 'mezardan nasıl çıktınız' sorusuna 'oruç tuttum' diye cevap verirken, 15 yıldır evinde baktığı Mustafa Yılmaz'ın değişik bir kişiliği olduğunu söyleyen İbrahim Dede ise, 'Bu yağmurda karda devamlı bayırlardaydı. Bir gün birinin evinde yatıyor, bir gün cami avlusunda yatıyordu. Üst başı hep ıslaktı. Yaz kış öyleydi. Ben bunu buraya 15 sene evvel yanıma getirdim. 15 senedir ben bakıyorum. Kadıköy'de ölmüş bu. Bu öldüğü zaman bizim köyden iki ormancıyı götürdüler onun yanına kimlik tespiti için. O ormancılar da bununla aynı köydeydi. Bunlara 'tanıyor musunuz' diye sormuşlar. Köyden birkaç kişiyi daha götürüyorlar. Hepsi ölenin Mustafa olduğunu söylemiş. Sonra Bigadiç'e defnettiler' dedi.

Mustafa Yılmaz'ın sürekli oruç tuttuğunu söyleyen Dede, 'Devamlı oruç tutar bu. Yemek vermezsen de yemez. Yemeğini ben yediriyorum. Ben eve aldığım beri oruçlu hep. Ağzına tutmadan yemek yemiyor. Bunun kendine göre hareketleri var. Çok sayıda dua isteyen kişi geliyor buraya. Gelirler bunun duasını alırlar' diye konuştu.

Köyde yaşayan Bayram Karanfil ise Mustafa Yılmaz'ın önceden camilerde takunya yaptığını belirterek, 'Buralarda camide takunya yapardı. Ondan sonra buralardan gitti. Kadıköy'de bir adam ona bakmaya başlamış camide. Sonra bu bir gün bayırlara gitmiş ve orada soğuktan ölmüş. Öldükten sonra buradan iki kişi bunu tanıyor. İkisi de ormancı. Bunları buradan karakol götürdü. Mustafa'ya baktırmışlar kimlik tespiti için. Bu adam Mustafa demişler. Ondan sonra bunu Bigadiç'e gömmüşler. Hatta Sındırgı'dan onların köyünden Yaşar Akkuş diye de birini getirmişler kimlik tespiti için. O da Mustafa olduğunu doğrulamış. Mustafa amca gömüldükten 3-4 sene sonra buralara geldi. Hatta otopsi çizgileri bile var dediler' dedi.

Kendisinin Mustafa Yılmaz ile birebir yaşadığı anısını anlatan Hüseyin Karanfil isimli vatandaş ise, 10-15 yıl önce köye 20 kilometre uzaklıkta bir alanda ağaç kestiklerini ve ormanlık alanda Mustafa Yılmaz'ı gördüklerini belirterek, 'Akşam ezanı oldu ya da olacak hava yağmurlu bir gündü. Ormandan köye dönerken Mustafa meydanda dönüp duruyor. 'Mustafa kardeşim akşam oluyor gel traktöre bindirelim köye gidelim' dedik. 'Ben gitmeyeceğim' dedi. Sonra biz oradan 15 kilometre kadar traktörle gittikten sonra orman deposuna geldiğimizde Mustafa orman deposunda duruyordu. 'Sen bundan yarım saat önce orada değil miydin, sen nasıl geldin buraya' diye sordum, 'ben gelirim' dedi' şeklinde konuştu.

BAŞKA BİR VİDEOSU
https://www.izlesene.com/video/oldukten-3-yil-sonra-mezardan-cikan-adam/10283564

http://www.habergazetesi.com.tr/haber/1029614/ozel-haber-yasayan-olu-mustafa-yilmaz

17 Haziran 2017 Cumartesi

SULTAN MELİK ŞAH (Cesedi çürümeyen şehit)




Fotoğrafta görüldüğü üzere mübareğin cesedi çürümemiş.

SULTAN MELİK ŞAH (Cesedi çürümeyen şehit)
Erzincan-Kemah'da, Kemah'ın girişinde,Fırat nehrinin kıyısında Sultan Melik türbesi vardır. Halk arasında ''Melik Sultan'' yada kulaktan dolma olarak ''Sultan Melek'' olarak da bilinir. Tarihe baktığımızda Sultan Melik'in Selçuklu hükümdarı Melik Şah olduğunu görüyoruz.
Türbenin dikkat çeken bir özelliği tek bir inanç mensuplarınca ziyaret ediliyor olmayışı. Bölgedeki Alevilerin ve Sünnilerin ziyaret ettikleri ortak mekanlardan biri.
Bu türbede kurban kesen Aleviler ve Sünniler var.Ayrıca bazı gafil vatandaşlarımız türbenin üst tarafında dilek mumu yakmaktalar.Buda açıkça şirktir.    

24 Ocak 2015 Cumartesi

Mustafa Kencur İsimli Müslüman Cin İle Röportaj



Mustafa Kencur İsimli Müslüman Cin İle Röportaj


YA DA MÜSLÜMAN BİR CİNLE YAPILAN SOHBET 


Hindistan'ın Bombay şehrinde yaşayan, Hıristiyanken Müslüman olmuş bir cin. Yani Müslümanlıkla şereflendi. İsmi Mustafa Kencur'dur. Soyadı dedesindendir. Dedesi Müslüman değildir. Kencur kabilesindendir. Müslüman olmadan önceki ismi Raslan Samir Kencurdur. Gençlik çağlarındadır yani yaşı 180 dir.

Mustafa'nın anlattığına göre, Mustafa'nın müslüman olmasından sonra onbini geçkin cin Müslüman olmuştur. Şimdi Mustafa onların lideridir ve hepsi sevgi, SAYGI ve hürmet etmektedir. 

...
Haberin tamamı: Maranki.com dadır. Link: http://maranki.com/tr-TR/haberler/1351/mustafa-kencur-isimli-musluman-cin-ile-roportaj

....
Özetle Mustafanın sorulara verdiği Cevapları sizinle paylaşmak istiyoruz. Sorularımız cinlerin ne şekilde oldukları ve onlar hakkında merak edilenlerdir. (Bir kısmını yayınlıyoruz)

....
Soru: Mustafa Kencur, insanlar sizin hakkinızda ne düşünüyor, bunları farkediyor veya anlıyor musunuz!


Cevap: insanlar bizim Hakkımızda genellikle ya eksik ya da yanlış düşünüyorlar, ya da bizi ayırdedemiyorlar. En başta insanların bizi yanlış anlaması bizleri ziyadesiyle üzüyor. Özellikle de Müslüman Olanları.... Muhakkak insanların çoğu cinlerin çirkin şeyler olduğunu düşünüyor. Bizim kuyruğumuz olduğunu kulaklarımızın Şekil Şekil olduğunu da Söylüyorlar...


Şunu bilmiyorlar ki, içimizde şeytan dediğimiz ve Aslı cin olan bazı cinler var ki onların Görüntüsü kötüdür. Biz Müslüman cinlerin Görüntüsü Güzeldir. 


Soru: Allah c.c. Sizi nasıl bir surette yarattı?


Cevap: Allah c.c. Bizi yarattığı Şekil insanlara bir hayli benzemektedir. Fakat bazı ayrıntılar dışında bizim baş kısmımız insanlara nazaran büyüktür. Gözlerimizde iricedir biraz uzundur, göz şeklimiz Çinlilere veya Japonların göz Şekli gibi çekiktir.


Soru: Gözleriniz kırmızı ya da kançanağı gibi de denilmektedir?


Cevap: Insanlarında gözleri çeşitli renklerdedir. Aynı zamanda bizim gözlerimizin hepsi de kırmızı değildir. Insanlar gibi çok değişik göz renklerine sahibiz. Bazılarımızın mavi, bazılarınızın yeşil, bazılarımızın göz bebekleri tam yuvarlak olmayıp elips şeklindedir olmaktadır. Kulaklarımız at ya da kedi kulağına benzer. Kıllarla kaplıdır. Bu yüzden biz bir şekile girmek istediğimizde genelde kedi, at veya Aslan'ı tercih ederiz. Burnumuzda yüzümüzün ortasındadır. Fakat insan burnuna göre oldukça yuvarlaktır. Müslüman cinlerden bazıları sakal ve bıyık bırakırlar. Kafir cinler ise bu yüzümüzü görünce Harabolmuş bir yüz derler. Bizim saçlarımız olduğundan sıktır. Bazılarımızın ise Saçları az da olsa seyrektir, seyrelebilir, bir miktar dökülür. Hanım olanların ise saçları çok uzundur. Uzun saç bayan cinler için gurur simgesidir. Bazılarının Saçları yerlere değer. Ellerimiz ve ayaklarımız ise insanlara göre uzundur. Hem kollarımız hem ayaklarımız geniştir ve kıllarla kaplıdır. Bizimde insanlar gibi et-kemik dokumuz vardır ama sizin hayal edemeyeceğiniz bir yapıda ve yumuşaklıktadır. Ayrı bir Form ve enerji yapısına da sahiptir. Enerji özümüzdür. Diğer organlarımız ise size göre küçüktür. Mesela sindirim organlarımız yediklerimizi hazmeder ve sizin gibi anüsten Dışarıya boşaltım yapar. Fakat bizim dışkımız sizinki gibi sert olmayıp sert bir buhar gibidir. Küçük abdestimizde sert bir buhar gibidir. Ancak kolayca akar. Bazı şeytan cinler sabaha karşı insanların kulağına, gözüne v.s. İşemekten zevk duyar.


Sizin bilmediğiniz ve farklarımızdan birisi de bizim Başımızda iki boynuzumuz vardır. Lakin bunlar çok küçük, narin ve şeffaftır. Asla uzun değildir. Ama iblis soyundan gelen cinlerin boynuzları hayli uzun hem de kalındır. Genellikle Tenimizin rengi esmer olup hafifçe tüylerle kaplıdır çoğunlukla. Bazılarımızın ten rengi mavi veya kırmızıdır. Elbise giyme alışkanlığımızda vardır. Bizler genelde siyah rengi seçeriz ve de severiz. Bazılarımız beyaz ve maviyi severler. Bizler ayakkabıda giyeriz ama bir farkla.... Şeytan soylu olan cinler sol ayağına bir ayakkabı giyer sağ ayağına giymezler. Müslüman cinler iki Ayağında ayakkabı giyerler. Ayakkabılarımız papirüs yaprağındandır. Yani sizinde bildiği papirüs ağaçlarından ama bizde incelik arzeder fakat sizler göremezsiniz!...


Soru: Cinlerin resim, fotoğraf, ikon gibi hususlara ilgisi var mı?


Cevap: Evet var. Özelliklere, Evinizdeki, işyerinizdeki, Şehrinizdeki vesair resimlere dikkat ediniz. Bu dünyada sadece insanlar yaşamıyor. Dünya ortak mülkümüz. Edebden düzgün olmasına Önem veriniz. Mesela İnternet'e koyduğunuz resimlerinize dikkat ediniz. Çünkü internet cinlerede Açıktır ve bakıyorlar. İnsanları ve cinleri, Şeytanları cezbetmeyin. Bu bir vebaldir. Kendisiyle ilgi çok fotoğraf paylaşanların daha dikkat etmesi hususunu özellikle belirtirim.


Soru: Cinler nerelerde yaşarlar?


Cevap: Müslüman cinler köy ve dağlarda, müşrik cinler dağ ve denizler arasında yaşıyor. Müslümanlara ait evlerin tavanlarında Müslüman cinler bulunabilir, sofralar kurulduğunda cinler insanlarla yemek yiyebilir ve cinler en çok yemek olarak otlarıda kullanabilir, cinlerin en çok otluk, çöplük ve mezbelelik gibi pis yerlerde bulunup, kemik ve tezek ile beslendiklerini kabul edebiliriz, evler de bırakılan çöplerin önlerin toplantı yerleridir. Bazı İslam bilginleri üçüncü varlık türü olarak kabul ederler. 


Soru: Cinlerinde liderleri veya padişahları var mı?


Cevap: Evet var. 

Yedi olarak söyleyebiliriz. Bunlar günlere göre yönetirler.
Pazartesi günü, Abdullah el-Hiyem ibni Ehlim Mürre'dir (Müreh). Tacı vardır. Çadırı yündendir ve yardımcılarının giyimi beyazdır. Müslüman olup adını Yusuf olarak değiştirmiştir. Mekanı Mardin'in Musaybin ilçesi olup oranın sakini ve kralıdır. 150 cm boyunda olup elleri, olduğundan daha uzun bir görüntüye sahiptir. İki hizmetkârı da kendisine benzer. Şimşek hızına sahiptir. Bu cin, Hz. Muhammed'in elleri arasında bu dini kabul eden cin padişahıdır.


Salı günü, Mihrez el-Ahmer'dir. Tacı, altındır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, kırmızıdır. İblis'in çocuklarından biridir. Kırmızı renkte ve insan görünümündedir. İnsanlara tasallut ettiğinde (musallat olduğunda) burunlarından kan akıtır. Kuyuları kurutur. Ateşten yatanların çoğuna halisünasyon gösterme yeteneğine sahiptir.


Çarşamba günü, Burkan'dır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, sarıdır


Perşembe günü, Şemharuş'tır (Şemhurış). Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, beyazdır. Çok bilge bir görüntüye sahiptir. Görüntü itibariyle insana çok benzer. Görevi; altın, hazine vs. işlere hakimlik yapmak ve bu işleri yönetmektir.


Cuma günü Ebyab (Ebyed) ya da Zevba'dır (Zubea). Bunun iki adı vardır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi yeşildir. Ay'ın etkisindeki cin padişahıdır. Her yanı beyazdır ve ürkütücü bir şekli vardır. Soğukkanlı bir görünümdedir. Bilgin ve akıllı cin liderlerinden biridir. Emrinde onlarca cin hizmetkârı bulunur. Aşk ve iki şahsı birleştirme gücüne sahiptir. Görüntü olarak ihtişamlı bir kral görümündedir. Davetlere hemen hemen hiç cevap vermez.


Cumartesi günü,.Meymun Ebu Nuh'tur. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, siyahtır. Uranüs'ün yeryüzü cini de diyebiliriz. Görünüm olarak yaşlıdır ve elinde bir asa ile dolaşır. Çenesinde yedi kıl vardır. Genelde kuyu kenarları ve harabe yerlerde dolaşır. Uçma özelliğine de sahiptir. Babasının adı, Deybac Afif'tir.


Pazar günü, Ebu Abdullah Müzheb'dir. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi beyazdır


Bu 7 padişahların emrinde toplam 378 kabile vardır. Her bir padişaha 54 kabile düşüyor ve bu kabilelerin sayısını yanız Allah-u Teâlâ bilir. Bu padişahların hükmüne girmeyen 42 kabile daha vardır. Bunlar şeytânî ve azgın cinlerdir. Taçı altın olan Mihrez el-Ahmer, bütün kabilelere hükmedebilir.


Diğer cin Padişahları ve Yöneticileri İse;


Denaheş: Gezici cinlerdendir. Tayfasındaki cinler, hayal gösterme (halisünasyon) ve insanların aklını çelme (vesvese) gücüne sahiptirler. Hayallerde uzman olduğundan gerçek yüzünü gören hiç olmamıştır.


Fekacin Meğmet: Davetlerde en hızlı cinlerden biridir. Hemen hemen tüm Arapça kitaplarda ondan bahsedilir.


Kemtemin: En korkunç cin krallarından biridir.Davetlerde genellikle korkunç bir yüze sahiptir.


Mazerin: Arap Yarımadası'ndaki dört büyük cin kralından biridir. Savaşçı bir görüntüsü vardır. Güçlü bir ordusu vardır ve bu kralı, bir tabutu taşır gibi tahtını omuzlayan hizmetkârlarıyla davetlere katılır.


Se'nik: Çok güçlü bir cin kralıdır. İfritlerden oluşan bir ordusu vardır. Diktatör bir yapıya sahip olduğu gibi, kontrol edilmesi zor bir cindir. Mekanı, Arap ülkesindeki yarımadalardır. Tahtına oturmuş, soğul ve orta yaşlardaki bir insan görümündedir.


Teykel: Arap yarımadasının en büyü dört cin padişahından biridir. Çok güçlü bir cin ordusuna sahiptir. Emrinin altında dağlar kadar cin vardır. Bu cin, okült sıralamadaki 4 kaba elementten meydana gelme olup, çıplak gözle az da olsa yoğunlaşıp kişilere görülebilir.


Soru: Cin ve onların yardımıyla olan büyüden korunmak mümkün mü?


Cevap: Evet mümkün olabilir. 


Cinler de insanlar gibi Allah'ın emirlerinden ve yasaklarından sorumlu varlıklardır ve birbirlerine yaptıkları zulüm ve haksızlıklarla, insanlara yaptıkları kötülüklerin, verdikleri zararların cezasını çekerler.


Kendisine sığınan ve emirlerine itaat eden kişiyi Allah asla yardım ve yardımcısız bırakmaz. Bunun, yani ilahi himayenin, hangi şartlarda gerçekleşeceğini ise, aslında vicdanen hepimiz bilmekle beraber, aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır.
İman ve İtaatle Allah'a ve Rasulüne Yakınlık Kurma
Dua ile Allaha Sığınma
Makbul Kişilerin Dualarını İstemek
İşin Ehline Gitmek
Bir kimse Sure-i Bakara'da şu ayeti okursa "Allah-ü la ilahe illahu..", sabah okursa akşama kadar, akşam okursa sabaha kadar cinlerin şerrinden korunur. Ve evinde Bakara Suresini okuyan bir kişinin evine asla cin ve şeytan giremez.

Bu hususta yapılacak en iyi şey daha önce de kısmen değindiğimiz gibi, dua ve evrad'ü ezkar ile Allah'a sığınıp, şerlerinden ve yapabilecekleri kötülüklerden korunmak kalıyor. Bunun da bir tek yolu var. Dua ve Münacat. İnsan günlük hayatında abdestli bulunması halinde, kısmen korunacağı gibi, buna namazı ve diğer duaları da ilave ederse, korunma konusunda kendini biraz daha sağlama almış olacaktır.


Soru: Korunmak için ne gibi dualar edebiliriz?


Cevap: 21 Besmele

1 - Yasin 
11 - Ayetel Kursi 3-7-11-21 
11 - Fatiha 
11 - İhlâs 
11 - Kafirun 
11 - Nas 
7 - Huvallahüllezi (Haşir Suresi 22-23-24) 
7 - Cin Suresi (1 den 6 ya kadar ayetler) 
7 - Saffat (1 den 10 a kadar ayetler) 
7 - Bakara (163-164) 
7 - Rahman (31-35)
100 - Selamun kavlen min rabbirrahim 
100 - Lâ havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim



Bu ayetler bir tas suya okunsun. Okunan sulardan ailecek içilsin. Okunan sulardan abdest alınsın (sık sık) Evin içine hafifçe serpilsin......


Not: Devamını görmek isteyenler mesaj YAZMALILAR. En az 200 mesaj gelirse röportajın devamı gelecektir.


http://maranki.com/tr-TR/haberler/1351/mustafa-kencur-isimli-musluman-cin-ile-roportaj


2 Eylül 2013 Pazartesi

ÇEÇENİSTAN'DA CİN HASTANESİ



ÇEÇENİSTAN'DA CİN HASTANESİ


Eşi benzeri olmayan Çeçenistan'daki dünyanın ilk ve tek 'Cin Hastanesi', kapılarını ilk kez Türk medyasına açtı.

Eşi benzeri olmayan Çeçenistan'daki dünyanın ilk ve tek "Cin Hastanesi", kapılarını ilk kez Türk medyasına açtı....
Çeçenistan'ın Grozni kentinde hizmet veren "İslami Tedavi Merkezi" diğer adıyla Cin Hastanesi, akıllara durgunluk veriyor. Bu hastanede cin çarpanlar tedavi ediliyor.

Çeçenistan'daki merkeze giren Habertürk ekibi hastaneyi görüntüledi ve izlenimlerini şöyle aktardılar:
Hastane girişinin iki yanındaki tabelalardan birinde "Şifasız hiçbir hastalık yaratılmamıştır", diğerinde ise "İndirdiğimiz Kuran, Müslümanlar için şifadır" ayetleri yazıyor. İçeriye girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmamızı istiyorlar. Yalınayak girdiğimiz merkezdeki sessizlik dikkatimizi çekiyor ama az sonra bu sessizlik yerini korkutucu çığlık seslerine bırakıyor.
 

Cin Hastanesi, 3 yıl önce Cumhurbaşkanı Ramzan Kadirov'un talimatıyla kurulmuş. Uzmanlar batıl inançlara sahip halkın, cinci, büyücü gibi insanlara gittiğini, üstüne para verip büyülerle, tılsımlarla kandırılıp sömürüldüklerini söyleyince Cumhurbaşkanı Kadirov da "Kuran da cinlerin varlığını ve insanlara etkisini kabul etmektedir. Madem halk bu tür tedaviye bir ihtiyaç duyuyor, öyle ise bu işi kalpazanların, cahillerin eline bırakmayalım. Bu tür hastaları dine uygun biçimde tedavi etmek üzere ruhani bir hastane açalım" diyerek merkezin açılmasını sağlamış. Hastaneye gelenler ücretsiz tedavi ediliyor. Merkezin tüm masrafları Kadirov'un babası eski Cumhurbaşkanı Ahmet Hacı Kadirov Vakfı bütçesinden karşılanıyor. Binanın zemin katında bizi Mayir Beki karşılıyor. İlahiyat mezunu Mayir, görevini 'dini usule göre tedavi uzmanı' olarak tanımlıyor ve bizi hastaların ilk kabul noktası olan odaya alıyor.
 

KURAN DİNLETİP TEST YAPIYORLAR

Merkeze ilk gelen hastalara önce burada bir test yapıyorlar. Cin çarpan ya da herhangi bir rahatsızlığı olanların yanı sıra herhangi bir sıkıntısı olmayan kişiler de kendilerini kontrol ettirmek için geliyorlar. Yapılan testle kimi cin çarpıp çarpmadığını anlıyorlar. Test için başvuran kişileri sandalyelere oturtup gözlerini kapatmalarını istiyorlar. Daha sonra bant kaydından Kuran-ı Kerim dinletiyorlar. 20 dakika boyunca bu kaydı dinleyen kişilerin ne hissettikleri soruluyor. Verilen cevaplarla o kişiye cin mi çarpmış, büyü mü yapılmış yoksa psikolojik sorunları mı var anlamalarını sağlıyor.
 

GÖZ KAPAKLARI TİTRİYORSA KESİN CİN ÇARPMIŞTIR

Cin çarpıp çarpmadığı şöyle anlaşılıyor:
Eğer gözleri kapalı bir şekilde Kuran dinlerken, göz kapakları titriyor, göz bebekleri sağa sola hareket ediyor, ağlıyor, vücudu sarsılıyorsa, bayılıyorsa ya da bazen "Okumayın" diye bağırıyorsa işte o zaman bu belirtileri gösteren kişiye 'Cin çarpmıştır' teşhisi konuluyor. Eğer Kuran dinleyen kişi vücudunda ısınma, özellikle baş bölgesinde hissedilir derecede ısınma olduğunu, ellerinde ve vücudunun herhangi bir yerinde uyuşma, rahatsızlık ve ağlama hissi olduğunu söylüyorsa işte o zaman o kişiye "Büyü" yapıldığına hükmediliyor.


http://www.internethaber.com/iste-dunyanin-ilk-cin-cikarma-hastanesi-393107h.htm


http://www.internethaber.com/cigliklar-esliginde-cin-cikarma-foto-galerisi-1190653.htm?page=7



CİN HASTANESİ